İçindekiler
Saat on biri yirmi geçiyor. Travesti Petek, Osmanbey’in arka sokaklarından birindeki küçük bir barın kapısında duruyor ve camdan içeri bakıyor. İçeride barmen, bir çift ve duvara dayanmış tek bir hoparlör var. Hoparlörden de kimsenin istemediği bir şarkı çalıyor.
“Biraz daha kalalım,” diyor Defne. “Daha erken. Birazdan dolar.”
“Dolmaz,” diyor Petek. “Barmen bile telefonuna bakıyor.”
“Geçen sefer de sen seçtin, hatırlatırım.”
“Geçen sefer güzeldi ama.”
“Geçen sefer güzeldi diye her sefer sen seçmiyorsun.”
Sanem ikisinin arasında durup bir ona bir ötekine bakıyor. İpek ise hâlâ yolda. Yirmi dakikadır “beş dakikaya oradayım” yazıyor.
Plan Daha Başlamadan Değişmişti
Aslında bu akşamın planı belliydi. Hafta başında grupta konuşulmuş, Pangaltı tarafında oturulacak yerin adı bile geçmişti. Sonra Defne öğleden sonra bir mesaj atıp “Yeni bir yer açılmış, oraya bakalım” yazmıştı. Kimse itiraz etmemişti, çünkü kimse mesajı tam okumamıştı.
Şimdi hepsi o yeni yerin kapısındalar ve yer pek de yeni görünmüyor.
Petek kollarını kavuşturuyor. “Bakın, şöyle yapalım. Bu gece kimin seçimi tutarsa gece onun. Tamam mı?”
“Ne demek gece onun?” diyor Sanem.
“Haftaya o seçer, kimse ağzını açmaz.”
Defne bir süre düşünüyor. “Tamam. Ama şimdi buradan çıkarsak bu senin seçimin sayılır. Tutmazsa da senin hanene yazılır.”
“Anlaştık.”
İpek tam o sırada köşeden görünüyor, elinde telefon, yüzünde özür dileyen bir ifade. “Geldim, geldim. Ne yapıyoruz, burada mı kalıyoruz, geçiyor muyuz?”
“Geçiyoruz,” diyor Petek. Defne gözlerini deviriyor ama yürümeye başlıyor.
İlk Hamle Petek’ten
Halaskargazi’ye çıkıp karşıya geçiyorlar. Cuma gecesi olduğu için kaldırımlar kalabalık. Bir grup üniversiteli köşede nereye gideceğini tartışıyor, bir başkası da kapalı bir dükkânın önünde ayakta sigara içiyor. Petek önden yürüyor. Hangi sokaktan döneceğini düşünmüyor bile.
Gittikleri yer bir yan sokakta, dışarıdan bakınca pek bir şey vaat etmeyen bir mekân. İçeride ise tam olması gerektiği kadar insan var. Müzik konuşmayı bastırmıyor ama sessizliği de doldurıyor. Pencere kenarında dört kişilik bir masa da boş.
Oturuyorlar. Kimse bir şey demiyor. Petek de bir şey demiyor, sadece bekliyor.
İlk pes eden İpek oluyor. “Tamam, güzelmiş.”
“Fena değil,” diyor Defne. Bu, Defne’nin ağzından çıkabilecek en büyük iltifat.
Travesti Petek sandalyesine yaslanıyor ve yüzündeki ifadeyi saklamaya hiç uğraşmıyor.
“Tamam Petek,” diyor Defne. “Bir kere tutturdun diye gece senin olmadı. Daha saat on iki bile değil.”
“Ben bir şey demedim ki.”
“Yüzün diyor.”
Bir saat kadar orada kalıyorlar. Konu İpek’in yeni işindeki müdüre, Sanem’in kuzeninin düğününe, Defne’nin bir türlü bitmeyen ev tadilatına geliyor. Sonra bir noktada masaya bir sessizlik çöküyor. Petek bunu herkesten önce fark ediyor. Etrafına bakıyor. Yan masadakiler hesap istemiş, müzik bir ton yavaşlamış.
“Buradan birazdan sıkılırız,” diyor.
“Daha yeni ısındık,” diyor İpek.
Yirmi dakika sonra İpek esneyerek “Kızlar, burası biraz durgunlaştı mı?” diye soruyor. Travesti Petek tek kelime etmiyor, sadece İpek’e bakıyor. İpek de ona bakıyor.
“Tamam, söyledin. Biliyoruz.”
Travesti Petek Bu Kez Fazla Emin
Dışarı çıktıklarında Petek’in kafasında bir sonraki adres çoktan hazır. Biraz yukarıda, müzikli, daha hareketli bir yer. Daha önce iki kere gitmiş, ikisinde de çok eğlenmiş.
“Oraya gidiyoruz,” diyor. “Gece asıl orada başlıyor.”
“Emin misin?” diye soruyor Sanem.
“Hiç bu kadar emin olmamıştım.”
Defne gülüyor. “Bunu yazın bir yere.”
Mekânın kapısına geldiklerinde içeriden gelen bas, kaldırımda bile hissediliyor. Kapıda küçük bir kuyruk var. Petek “Normal, cuma gecesi” diyor. On dakika bekliyorlar. İçeri girdiklerinde Petek’in hatırladığı yerle bu yerin pek ilgisi olmadığı anlaşılıyor.
Müzik değişmiş. İnsanlar değişmiş. Masa yok, ayakta duracak yer bile zor bulunuyor. Defne bir şey söylüyor, kimse duymuyor. Sanem bir şey söylüyor, onu da kimse duymuyor. İpek Petek’in kulağına eğilip bağırıyor:
“BURASI MI GECENİN BAŞLADIĞI YER?”
“BEŞ DAKİKA VERİN!”
“NE?”
“BEŞ DAKİKA!”
Defne parmaklarıyla beşi gösteriyor, sonra saatini gösteriyor. Yanlarından geçen biri Sanem’in omzuna çarpıyor, Sanem’in yüzü iyice asılıyor.
Petek etrafa bakıyor. Bir köşe arıyor, bir boşluk arıyor, gecenin kurtarılabileceğine dair herhangi bir işaret arıyor. Bulamıyor.
Dört dakika sonra kapıya ilk yürüyen Petek oluyor.
Dışarı çıkınca bir süre kimse konuşmuyor. Sonra Defne gülmeye başlıyor. Arkasından İpek, en son da Sanem.
“Beş dakika verin,” diyor Defne, Petek’in sesini taklit ederek. “Gece asıl burada başlıyor.”
“Geçen sefer böyle değildi.”
“Geçen sefer ne zamandı?”
Petek düşünüyor. “İki yıl önce falan.”
“İki yıl!”
“Mekân değişmiş, ben ne yapayım?”
“Sen değişmemişsin ama,” diyor İpek. “Hâlâ aynı inatla yürüyorsun.”
Petek bir süre direniyor. Sonra kendisi de gülüyor, hem de kaldırımın kenarına çömelip gülüyor. Yanlarından geçen bir çift onlara tuhaf tuhaf bakıyor.
Gecenin En İyi Kararı Sanem’den
Kaldırımda dikilmiş, ne yapacaklarını konuşuyorlar. Petek bir yer daha öneriyor, kimse dinlemiyor. Defne eve gitmekten bahsediyor ama ciddi değil. Sonra Sanem, bütün gece neredeyse hiç fikir söylememiş olan Sanem, sakin sakin konuşuyor:
“Bomonti tarafında küçük bir yer var. Bir arkadaşım götürmüştü. Çok bir şey değil ama…”
“Çok bir şey değil ama ne?” diyor Petek. Sesinde hafif bir kuşku var.
“Gidince görürsünüz.”
On beş dakika yürüyorlar. Yol boyunca Petek “Bomonti’ye bu saatte mi” diye söyleniyor ama yine de en önde yürüyor. Sanem’in tarif ettiği yer bir yan sokakta, tabelası bile zor okunan, içeride sekiz on masası olan küçük bir mekân. Köşede biri gitar çalıyor. Masadakiler çaldığı her doksanlar şarkısına eşlik ediyor.
Oturuyorlar. Gitarcı bir Sezen Aksu şarkısına başlıyor. Defne ilk nakaratta katılıyor. İpek ikincide. Petek üçüncü nakarata kadar dayanıyor, sonra o da şarkıya giriyor. Hem de en yüksek sesle.
Bir saat sonra yan masadakilerle şarkı istemek için yarışıyorlar. Sanem hiçbir şey söylemeden, yüzünde küçük bir gülümsemeyle oturuyor.
Petek ona dönüyor. “Tamam. Bunu sen buldun. Kabul.”
“Ben bir şey demedim ki,” diyor Sanem.
“Yüzün diyor.”
Bu cümleyi kendisine söylendiğinde hiç sevmemişti. Şimdi söylerken nedense hoşuna gidiyor.
Petek’in Şişli gecesi çoğu zaman böyle geçiyor. Önceden çizilmiş bir plan yok, sokaktan sokağa değişen bir rota var. Bu rotada kimin haklı çıkacağı da hiç belli olmuyor. Şişli Travesti hikâyelerine göz atanlar bilir. Bu semtte gece bazen en az beklenen yan sokakta açılıyor.
İki Kişi, İki Ayrı Gece
Saat ikiyi geçince masada bir çatlak beliriyor.
Defne kalkmak istiyor ama eve değil. “Hadi bir yere daha gidelim, biraz hareket edelim. Oturmaktan bacaklarım uyuştu.”
İpek ise sandalyesine iyice gömülmüş. “Ben yarın öğlen kuzenimin evine gidiyorum. Bir yere daha gidersem kuzenimin evine değil, yatağa giderim.”
“O zaman sen git, biz devam edelim,” diyor Defne.
İpek bir şey demiyor ama yüzü düşüyor. Sanem ikisinin arasında kalmış, kime hak vereceğini bilemiyor.
Petek normalde bu noktada bir yer önerirdi. Hatta ısrar ederdi. Bu sefer telefonunu masaya bırakıyor.
“Şöyle yapalım,” diyor. “Buradan yürüyerek aşağı inelim. Yolda bir şeyler yeriz. Defne hareket etmiş olur, İpek de evine yaklaşmış olur. Yolda canımız isterse bir yere uğrarız, istemezse uğramayız.”
Defne düşünüyor. “Yürümek sayılır mı?”
“Sayılır.”
İpek sandalyeden kalkıyor. “Yemek varsa varım.”
Kimse Skoru Kabul Etmiyor
Aşağı doğru yürüyorlar. Gece açık bir büfeden dördü de tost alıyor, kaldırımda ayakta yiyorlar. Arada bir boş taksiler yavaşlayıp geçiyor, kimse el kaldırmıyor.
“Bence gece benim,” diyor Petek, ağzı doluyken. “İlk yer benimdi. Hepiniz beğendiniz.”
“İkinci yer de seninti,” diyor Defne. “Onu niye saymıyorsun?”
“Çünkü o mekânın suçu.”
“Bence gece Sanem’in,” diyor İpek. “Gitarcıyı o buldu.”
“Gitarcıyı arkadaşı buldu,” diyor Petek. “Sanem sadece hatırladı.”
“Hatırlamak da bir yetenek!”
“Ben eve gidiyorum diyen kimdi bu arada?” diye soruyor Sanem. “Saat birde?”
Herkes Defne’ye bakıyor.
“Ben öyle bir şey demedim.”
“Dedin. ‘Kızlar ben artık kalkıyorum’ dedin, sonra bir saat daha şarkı söyledin.”
“O laf arasıydı.”
“Peki ilk kim şikâyet etti? Daha ilk barda?”
“Petek.”
“Ben şikâyet etmedim, tespit yaptım.”
Tartışma Osmanbey’e kadar sürüyor. Kimse kimseyi ikna edemiyor. Bir ara Defne, ilk yerin aslında kendi seçimi olduğunu ve bu yüzden bütün gecenin onun sayesinde başladığını iddia ediyor. Bu iddia o kadar saçma ki kimse cevap verme gereği bile duymuyor.
Köşede ayrılırken İpek soruyor: “Haftaya nereyi seçiyoruz?”
“Benim aklımda bir yer var,” diyor Petek, hiç beklemeden.
Üçü aynı anda inliyor.
“Geçen seçtiğin yeri unutmadık,” diyor Defne. “Daha bir saat bile olmadı.”
“İki saat oldu,” diyor Petek. Sonra arkasını dönüp yürümeye devam ediyor.
Eve vardığında telefonu açıyor. Grubun adı değişmiş. Artık “Beş Dakika Verin” yazıyor. Değiştiren kişi Defne. İpek altına üç gülen surat koymuş, Sanem de gitarcının çekilmiş bulanık bir videosunu paylaşmış.
Travesti Petek bir süre ekrana bakıyor. Sonra tek bir cümle yazıyor:
“İlk yer yine benim seçimimdi, haberiniz olsun.”
Gönderip telefonu şarja takıyor. Cevap beklemiyor. Nasılsa sabah gelecek.
Benzer gece hikâyeleri ve gündelik anlatılar için Travesti Blog bölümüne göz atabilir, farklı semtlerden karakterlerle tanışmak için İstanbul travesti sayfasına uğrayabilirsiniz.