Masöz Travesti Serap ile Yoğun Bir İş Gününün İçinden

Anasayfa » Şişli Travesti » Masöz Travesti Serap ile Yoğun Bir İş Gününün İçinden

Günün ilk randevusu tam saatinde başladı ve bu, Serap için harika bir işaretti. KKapı tam saatinde çaldı. Serap saate bakıp içinden “iyi başladık” diye geçirdi. Masöz Travesti Serap, Şişli’de yıllardır çalışan biri olarak şunu iyi bilir: gün dakik başlarsa, o günün tadı bambaşka olur. İlk müşteri güler yüzlü, sakin, laf dinleyen biriydi. Randevu bittiğinde adam omuzlarını gevşetip “of, çok iyi geldi” dediğinde Serap içten içe gülümsedi. İşte bu yüzden bu işi seviyordu. Ama günün geri kalanı hep bu kadar pürüzsüz gitmedi, çünkü Şişli’de her randevu aynı ritmi getirmiyor.

Sabah İyi Bir Ritimle Başlayınca

Sabahları Serap için en sevdiği vakit. Ortalık sakin, telefon henüz susmuş, kafa dingin. İlk müşteri geldiğinde hâlâ o taze enerji var. Bugün de öyle oldu. Adam tam saatinde geldi, gereksiz soru sormadı, “sen bilirsin, sen ustasın” dedi ve rahatça uzandı.

Bu tür müşteriler Serap’ın günün yükünü kaldırmasını kolaylaştırıyor. Çünkü iş sadece kas gevşetmekten ibaret değil. Karşındaki insanın havasını okumak, ona uygun tempoyu bulmak da işin bir parçası. Sabahın ilk saatinde karşına sakin biri çıkınca, o gün için içine bir güven doğuyor.

Randevu bitti, adam teşekkür edip gitti. Serap bir kahve koydu, camdan sokağa baktı. Şişli daha yeni uyanıyordu. Kendi kendine “keşke bütün gün böyle geçse” diye düşündü. Ama tecrübeyle biliyordu ki, böyle düşünmek bazen günü kışkırtmak gibiydi.

Geç Gelip “Biraz Uzatsak” Demenin İnce Sanatı

İkinci müşteri on beş dakika geç geldi. Sorun değil, olur böyle şeyler. Trafik var, hayat var. Serap kapıyı güler yüzle açtı. Ama daha uzanmadan o tanıdık cümle geldi:

“Beş dakika daha uzatsak olmaz mı?”

Serap gülümsedi. Bu cümleyi kaç kez duydu, saymayı çoktan bıraktı. Nazikçe açıkladı: “Bugün arka arkaya randevum var, maalesef bir sonrakini bekletemem.” Adam biraz surat astı ama anladı.

İşin tuhaf yanı, Serap’ı yoran şey aslında masajın kendisi değil. Kaslar çalışıyor, o buna alışkın. Yorucu olan, aynı basit sınırı gün içinde tekrar tekrar anlatmak. “Geç geldin, o senin zamanından gitti” cümlesini kırmadan, dostça ama net söylemek her seferinde biraz enerji istiyor.

Nezaket ile Sınır Aynı Cümlede Durabilir

Serap yıllar içinde bir şeyi öğrenmiş: kibar olmakla net olmak birbirine engel değil. İnsanlar bazen sıcak davranışı “her istediğimi yapar” diye okuyor. Oysa Masöz Travesti Serap için sıcaklık ayrı, program ayrı.

O yüzden sesini yükseltmeden, gülümsemesini bozmadan sınırı koyuyor. “Çok isterdim ama sonraki misafirime haksızlık olur” gibi cümleler onun günlük repertuvarında. İşe yarıyor da. Çünkü insan kırılmadığında, çoğu zaman anlıyor.

Öğleden Sonra Pazarlık Başlıyor

Öğleden sonra tempo değişti. Bir müşteri randevu saatini üç kez değiştirdi. Önce “erken gelebilir miyim”, sonra “yok, geç kalıyorum”, en son “aslında yarına alsak”. Serap telefonun başında bu mesajları okurken bir kaşını kaldırdı. Programı bir yap-boz gibi dağılıp toparlanıyordu.

Bir başkası uzanır uzanmaz sorulara başladı. “Nerelisin, kaç yıldır bu işi yapıyorsun, evli misin, buralarda mı oturuyorsun?” Serap kısa ve kibar cevaplar verdi. Sohbet sevmediğinden değil, ama bazı sorular masaj masasının konusu değil. Karşındaki insanla arana nazik bir mesafe koymak da işin bir parçası.

Bu arada Şişli, kendi hızıyla akıp gidiyordu. Şişli’nin farklı karakterlerini ve profil hikayelerini merak edenler Şişli Travesti bölümündeki diğer yazılara da göz atabilir. Ama Serap’ın günü, o sayfadaki hareketli havadan çok, sessiz bir sabır sınavına benziyordu.

Sıcakkanlılık Sınırsız Esneklik Değil

Öğleden sonranın en yorucu anı, bir müşterinin “programını bana göre kaydıramaz mısın” demesiydi. Sanki Serap’ın günü tek bir randevunun etrafında dönüyormuş gibi. Serap nazikçe “diğer misafirlerim de var, hepsine söz verdim” dedi.

Aslında mesele koca bir çatışma değil. Kimse bağırmıyor, kimse kapı çarpmıyor. Ama küçük pazarlıklar üst üste binince insan yoruluyor. Fiziksel yorgunluk akşam bir duşla geçer. Bu başka türlü bir yorgunluk; sürekli aynı çizgiyi çizmenin verdiği o sessiz bitkinlik.

Serap o an kısa bir mola verdi. Bir bardak su içti, pencereyi araladı. Dışarıdan gelen şehir uğultusu bile ona iyi geldi. Sonra derin bir nefes alıp bir sonraki randevuya hazırlandı.

İyi Bir Müşteri Günün Havasını Çeviriyor

Sonra beklenmedik bir şey oldu, güzel anlamda. Gün sonuna doğru gelen müşteri son derece rahat biriydi. Tam saatinde geldi, “sen nasıl uygun görürsen” dedi, gereksiz hiçbir talebi olmadı. Randevu boyunca ne saat pazarlığı ne de yersiz sorular.

Bittiğinde adam “çok rahatladım, sağ ol” deyip sakince çıktı. İşte o basit, sorunsuz deneyim Serap’ın bütün gününü toparladı. Sabahki o iyi hissi geri geldi.

Bazen insanın moralini düzeltmek için büyük bir şey gerekmiyor. Bir randevunun olması gerektiği gibi geçmesi bile yetiyor. Serap o an neden bu işte kaldığını yeniden hatırladı: birinin gerçekten rahatlayıp gitmesini görmek, hâlâ tarifsiz bir tatmin veriyor.

Küçük Anlar Büyük Fark Yaratıyor

Serap için iyi bir müşteri “hiç konuşmayan” biri değil. Tam tersine, kimi zaman en keyifli randevular gülüşmelerle geçiyor. Mesele saygı. Zamana saygı, işe saygı, karşındaki insana saygı.

O gülüşlü ama zararsız sohbetler günün en tatlı parçası. Birinin masadan kalkarken “sen resmen sihirbazsın” demesi, bütün o öğleden sonra pazarlıklarını unutturuyor. Küçük bir cümle, koca bir günü dengeliyor.

Akşam: Aynı Anda İki His

Gün bitti. Serap ışıkları kısıp bir sandalyeye çöktü. İçinde iki his aynı anda vardı. Bir yanda memnuniyet: bugün işini iyi yaptı, insanlar rahatlayıp gitti, gün dolu doluydu. Öte yanda yorgunluk: o bitmeyen küçük pazarlıklar, aynı sınırı tekrar tekrar anlatmak, gülümsemesini korurken içten içe biraz didinmek.

Bu ikisi birbirine karşıt değil aslında. İkisi birden olabiliyor. İyi bir iş günü, illa ki pürüzsüz bir gün demek değil. Bazen zorlukların içinden geçip yine de “iyi ki yaptım” diyebilmek demek.

Serap telefonunu eline aldı, ertesi günün randevularına baktı. Yarın yine dakik başlamayı umuyordu. Belki yine biri geç gelip “beş dakika daha” diyecekti. Belki yine biri programı kaydırmaya çalışacaktı. Ama artık bunlar onu şaşırtmıyordu; bu işin ritminin bir parçasıydı.

Masöz Travesti Serap İçin Sınır Koymak Soğukluk Değil

Serap’ın gün sonunda vardığı yer hep aynı: net sınır koymak, insanları uzaklaştırmak değil. Tam tersine, sınırlar sayesinde herkese hakkını verebiliyor. Bir müşteriye zaman tanıyayım derken diğerini bekletmek, aslında kimseye iyilik değil.

Bu yüzden o “hayır” ya da “maalesef” demeyi öğrenmiş biri. Kaba olmadan, kırmadan. Çünkü kendi düzenini korumak, uzun vadede herkes için daha adil.

Farklı semtlerden ve farklı karakter hislerine sahip profil hikayelerini bir arada okumak isteyenler için Travesti Blog bölümü güzel bir başlangıç. Serap’ınki gibi hikayeler, işin görünmeyen tarafını da anlatıyor: gülümsemenin arkasındaki emeği.

Şehrin farklı yüzlerini ve çeşitli karakter hislerini keşfetmek isteyenler için İstanbul travesti ilanları geniş bir başlangıç noktası sunuyor. Ama Serap’ın hikayesi küçük bir şeyi hatırlatıyor: en akılda kalan profiller, sadece işini iyi yapan değil, kendine ve karşısındakine saygıyı aynı anda taşıyabilen insanların hikayeleri.

Masöz Travesti Serap o akşam ışığı kapatırken yorgundu ama huzurluydu. Yarın yeni bir gün, yeni randevular, yeni o tanıdık cümleler. Ve o, yine gülümseyerek ama net bir şekilde yerinde duracaktı.