Şişli Bomonti sokaklarının o kendine has havasını, hafif puslu akşamlarını ve bitmek bilmeyen inşaat gürültülerini bilirsiniz. İşte bizim Tuğçe de tam bu kaosun, bu curcunanın ortasında, kendi halinde bir kraliçe. Ama durun, hikaye sadece Bomonti’de topuk tıkırtılarıyla gezmekten ibaret değil. Bizim kız, teknolojinin nimetlerinden faydalanayım derken kendini bir anda OnlyFans içerik üreticisi olarak buldu. “Şişli Bomonti Travesti” denince akla gelen o klasik, mesafeli imajı unutun; burada ring ışığıyla kavga eden, upload hızıyla sınanan ve “acaba bu açıdan burnum büyük mü çıktı?” diye dertlenen bir Tuğçe var.
Bu yazıda, Tuğçe’nin Bomonti’deki mütevazı dairesinden dijital dünyanın derinliklerine uzanan o trajikomik yolculuğuna dalıyoruz. Kahvenizi (veya akşam olduysa şarabınızı) alın, çünkü bu hikayede hem kahkaha var hem de hepimizin hayatından kesitler.
Basitleştirilmiş İçerikler
Bomonti’nin Tozu, OnlyFans’ın Hızı
Her şey bir Salı akşamı, Tuğçe’nin “Artık yeter ayol, millet oturduğu yerden para basıyor, ben niye Şişli sokaklarında topuk eskitiyorum?” demesiyle başladı. Aslında haksız da sayılmazdı. Şişli Bomonti Travesti camiasında tanınan bir sima olsa da, dijital dünya bambaşka bir arena. İlk iş olarak kendine gıcır gıcır bir telefon ve o meşhur, göz kör eden ring ışıklarından aldı.
Tuğçe’nin ilk video denemesi tam bir fiyaskoydu. Arka planda Bomonti’nin o bitmek bilmeyen inşaat sesleri (çekiç sesleri eşliğinde flörtöz bakışlar atmak zor zanaat), diğer yanda kedisi Pamuk’un kadraja girmemek için verdiği amansız mücadele… “Kızım dur, sanat icra ediyoruz şurada!” diye bağırırken video kayıttaymış meğer. O video viral olmadı ama Tuğçe’nin sinir krizleri arkadaş grubumuzda efsane oldu.
OnlyFans dünyasına girmek, sadece kamera karşısına geçip poz kesmek sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Işığı ayarlayacaksın, açıyı bulacaksın, internetin çekmesi için dua edeceksin… Şişli’nin göbeğinde fiber internet var sanırsınız ama Tuğçe’nin evi sanki Bermuda Şeytan Üçgeni’nde. Bir fotoğrafın yüklenmesini beklerken oje sürüp kurumasını izleyebiliyorsunuz.
İçerik Üreticisi Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (veya Ağırlığı)
Şişli Bomonti Travesti Tuğçe olarak nam salmış olabilirsin ama OnlyFans’ta “Tuğçe_Queen_34″sün. Ve rekabet büyük. Tuğçe, ilk başlarda ne çekeceğini bilemedi. Yemek tarifi verse olmaz, siyaset yapsa hiç olmaz. En sonunda “doğaçlama takılacağım” dedi. Bu doğaçlama takılma süreci, Tuğçe’nin aslında ne kadar komik bir kadın olduğunu ortaya çıkardı.
Bir gün takipçilerinden biri “Abla bize Bomonti turu yap” demiş. Bizimki de almış telefonu eline, çıkmış sokağa. Bir yandan yürüyor, bir yandan anlatıyor: “Şurası benim favori kahvecim, şurası eski sevgilimin evi (Allah belasını versin), şurası da topuğumun kırıldığı o meşhur kaldırım.” Takipçiler bayılmış! Meğer insanlar sadece seksi pozlar değil, samimi sohbetler, gerçek hayat hikayeleri de arıyormuş. Tuğçe, Şişli Travesti kimliğinin ötesine geçip, insanlara “evinizin kızı” modunda yaklaşınca işler değişti.
Ama her şey güllük gülistanlık değil tabii. “Abla ayağının altını öpeyim” diyenler mi dersiniz, “Kupon tuttu, IBAN at para yollayayım” diyen dolandırıcılar mı… DM kutusu, tımarhane günlüğü gibi. Tuğçe bazen “Ay ben bunları okusam kitap yazarım, ama sansürlemekten kağıt yetmez” diyor. Haklı da.
Teknik Aksaklıklar ve Sinir Krizleri
Bir içerik üreticisinin en büyük düşmanı nedir? Hater’lar mı? Hayır. Düşük pil uyarısıdır. Tuğçe tam moduna girmiş, en güzel kombiniyle (o leopar desenli elbiseyi hatırlayanlar el kaldırsın) kameranın karşısına geçmiş, harika bir video çekiyor… Çat! Ekran kararıyor. Şarj bitti. O anki öfkesini tarif etmeye kelimeler yetmez. Bomonti sokakları o gece Tuğçe’nin feryatlarıyla inledi desem abartmış olmam.
Bir de şu filtre mevzusu var. Tuğçe doğal güzeldir, laf yok. Ama bazen insan o gün biraz yorgun oluyor, göz altları morarıyor. Filtre kullanayım derken yanlışlıkla kendini uzaylıya çevirdiği o anı asla unutmayacağız. Canlı yayında “Ay kızlar çok hastayım” derken yüzünde kedi filtresiyle miyavlaması… İşte o an, Tuğçe’nin internetteki kariyerinin dönüm noktasıydı. Rezil oldum diye ağlarken, takipçi sayısı ikiye katlandı. İnsanlar mükemmellikten sıkılmış meğer, biraz sakarlık, biraz doğallık arıyorlarmış.
Şişli Bomonti Travesti Algısını Yıkmak
Tuğçe’nin bu macerasında en sevdiğim kısım, insanların kafasındaki klişeleri yerle bir etmesi. “Şişli Bomonti Travesti” deyince insanların aklına gelen o tek tip, mesafeli figürü yıktı geçti. OnlyFans’ta sadece vücudunu değil, zekasını, mizahını, günlük dertlerini de sergiledi. Markete giderken pahalılıktan şikayet eden, taksi bulamayınca söylenen, kedisiyle kavga eden bir Tuğçe…
Bir takipçisi şöyle yazmış: “Seni sadece seksi bulduğum için takip etmiştim ama şimdi dertleşmek için giriyorum profiline.” İşte olay bu! Tuğçe, sadece bir görsel obje olmadığını, kanlı canlı, duyguları olan, güldüren, düşündüren bir birey olduğunu kanıtladı. Bomonti’nin o soğuk beton binaları arasında, sıcacık bir dijital yuva kurdu kendine.
Tabii bu süreçte “mahalle baskısı” dediğimiz olaydan da nasibini aldı. Komşu teyzelerden biri bir gün durdurup “Kız Tuğçe, sen internette ne işler karıştırıyorsun, torunum seni izliyormuş” demiş. Bizimki de durur mu, yapıştırmış cevabı: “Teyzecim torununa söyle abone olsun, bedavaya izlemek yok!” Kadın ne diyeceğini bilememiş tabii. Tuğçe’nin bu hazırcevaplığı olmasa, bu camiada hayatta kalmak zor zaten.
Özel İçerik İstekleri: Bir Garip Dünya
Gelelim işin en civcivli kısmına: Özel istekler. İnsanların fantezi dünyası gerçekten sınırsız ve bazen de korkutucu derecede yaratıcı. Biri Tuğçe’den “Bomonti pazarında domates seçerken video” istemiş. Evet, yanlış duymadınız. Domates seçerken. Tuğçe önce dalga geçiyor sandı ama adam ciddi. “Çürükleri ayıklarken sert bakışlar at” diye de not düşmüş.
Başka biri, “Şişli trafiğinde taksi beklerken sinirlenmeni istiyorum” demiş. Tuğçe için en kolayı bu oldu herhalde, rol yapmasına bile gerek kalmadı. Gerçekten taksi beklerken çektiği videoyu gönderdi, adam mest oldu. Yani anlayacağınız, OnlyFans sadece çıplaklıktan ibaret değil; bazen domates seçmek, bazen trafiğe sövmek de para ediyor. Bu dijital çağ gerçekten çok garip azizim.
Şişli Bomonti Travesti Tuğçe’nin bu istekler karşısındaki tavrı ise her zamanki gibi profesyonelce (ve bol kahkahalı). “Parayı veren düdüğü çalar ama benim de sınırlarım var şekerim, palyaço değiliz sonuçta” diyor. Haklı. Her isteği kabul etse, Tuğçe şimdiye kadar çoktan tımarhanelik olmuştu.
Sonuç: Dijital Kraliçenin Yükselişi
Tuğçe’nin OnlyFans macerası, sadece para kazanma hırsıyla başlayan ama kendini keşfetme yolculuğuna dönüşen bir hikaye. Şişli Bomonti Travesti etiketinin ötesine geçip, kendi markasını, kendi kitlesini yarattı. Bomonti’nin o karmaşık sokaklarında yürüyen o topuklu ayakkabılar, şimdi dijital dünyanın otoyollarında iz bırakıyor.
Bu süreçte öğrendiğimiz en önemli ders şu: Kendin ol. İster Şişli’de bir kafede otur, ister ekran karşısında binlerce kişiye hitap et; samimiyet her zaman kazanır. Tuğçe’nin sakarlıkları, sinir krizleri, kahkahaları onu “Tuğçe” yapan şeyler. Ve insanlar, o mükemmel ışıkların altındaki kusursuz mankeni değil, o ışık düştüğünde “Hay ben böyle işin…” diye söylenen Tuğçe’yi seviyor.
Eğer siz de bir gün Bomonti taraflarına yolunuz düşerse ve elinde telefonla kendi kendine konuşan, arada bir havaya öpücük atan, sonra da “Ay yine mi internet gitti!” diye bağıran şık bir kadın görürseniz, selam vermeyi unutmayın. O muhtemelen bizim Tuğçe’dir ve yeni bir içerik peşindedir.
Tuğçe’nin hikayesi burada bitmiyor elbette. Her gün yeni bir macera, yeni bir “fail”, yeni bir kahkaha… Biz izlemeye devam edeceğiz, siz de takipte kalın. Kim bilir, belki bir sonraki videoda Bomonti tünelinde akustik konser verir, belli mi olur? Şişli Bomonti Travesti Tuğçe ile hayat asla sıkıcı değil