Kadıköy Travesti Damla: Moda Sahili’nde Kaos Teorisi ve Topuklu Terörleri

Hani bazı günler vardır, sabah uyanırsın ve havada bir elektrik hissedersin. “Bugün kesin bir olay çıkacak” dersin ya, işte Kadıköy’de, özellikle de Kadıköy Travesti Damla ve çetesinin olduğu bir ortamda o elektrik hiç kesilmez. O gerilim hattı 7/24 çalışır, fatura da genelde o gece mekanda olan garsonlara kesilir.

Bugün size, İstanbul gecelerinin en renkli, en gürültülü ve kesinlikle en filtresiz simalarından biri olan Kadıköy Travesti Damla‘nın, en yakın arkadaşlarıyla yaşadığı o dillere destan, Oscar’lık dramalarından bahsedeceğim. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, çünkü bu yolculukta bolca sim, biraz gözyaşı ve tonla kahkaha var.

Bardağın Taştığı O İlk An: “O Peruk Benim Kaderimdi!”

Her şeyin çok sakin başladığı bir Cuma gecesi düşünün. Bahariye Caddesi her zamanki gibi cıvıl cıvıl, gençler ellerinde biralarla Moda’ya akıyor. Bizim kızlar da, yani Kadıköy Travesti Damla, kankası “Zehir Zümrüt” ve grubun en sessizi gibi durup aslında en tehlikelisi olan “Sessiz Sedef”, favori mekanlarına kurulmuşlar.

Hava mis, dedikodu gırla gidiyor. Ta ki o ana kadar… Zümrüt, çantasından yeni aldığı platin sarısı, beline kadar uzanan o efsane peruğu çıkarana kadar. İşte o an, masadaki huzur bir anda yerini 3. Dünya Savaşı hazırlıklarına bıraktı.

Kadıköy Travesti Damla, gözlerini kısıp, elindeki cin toniği masaya öyle bir bıraktı ki, buzların sesi müziği bastırdı. “Kız Zümrüt,” dedi, sesi normalden üç oktav daha derinden gelerek, “Sen geçen hafta bana ‘Sarı seni açmıyor aşkım, esmer takıl’ demedin mi? Ben o peruğu alacaktım, sen bana mani oldun, şimdi gidip aynısını mı aldın?”

İşte kaosun fitili böyle ateşlenir arkadaşlar. Bir nükleer füze düğmesine basmakla, Kadıköy Travesti Damla’nın istediği peruğu başkasında görmesi arasında yarattığı etki bakımından pek fark yoktur.

Zümrüt, “Ay aşkım indirimdeydi dayanamadım,” dese de nafile. Damla ayağa kalktı. O ayağa kalkış, Godzilla’nın denizden çıkışı gibiydi. Bütün mekan bir anda sustu. “İndirim mi? İndirim senin karakterinde olmuş be!” diye bağırdı.

Moda Sokaklarında Kovalamaca

Mekandan çıkışları, Türk filmlerindeki o meşhur kavga sahnelerini aratmazdı. Kadıköy Travesti Damla önde, topuklularını eline almış (çünkü stratejik bir deha, koşarken topuklu ayakkabı handikaptır), Zümrüt arkada “Kız dur açıklayabilirim!” diye bağırıyor, Sedef ise arkadan “Ay rezil olduk, ay bayılacağım” diyerek ama asla bayılmayıp her anı kameraya çekerek geliyor.

Rexx Sineması’nın (mekanı cennet olsun) önünde bir durdular. Damla döndü ve tarihi konuşmasını yaptı: “Ben bu Kadıköy sokaklarını arşınlarken sen daha peruk tutkalı ne bilmiyordun Zümrüt! Benim sarı saç hayallerimle oynadın!”

Etraftaki gençler, sokak müzisyenleri, hatta midyeciler bile bu dramayı izlemek için işi gücü bıraktı. Olay artık bir saç kavgası değildi; bu bir onur meselesiydi, bir varoluş sancısıydı, bir “o peruk o kafaya takılacaksa benim kafam olmalıydı” manifestosuydu.

Taksi Durağında Ateşkes ve Lahmacun Krizi

Peki, Kadıköy Travesti Damla ile küsmek ne kadar sürer? Genelde kan şekeri düşene kadar. Moda Sahili‘ne doğru yapılan o sinirli yürüyüşün ardından, Rıhtım’daki o meşhur lahmacuncunun kokusu burunlarına gelince işler değişti.

Kavganın en hararetli yerinde, Zümrüt bir anda durup, “Ay Damla, acıktım ben. Barışalım mı, ben ısmarlıyorum?” dedi. İşte bu kadar. Kadıköy’ün kuralı budur: Açlık, her türlü husumeti unutturur.

Masaya oturduklarında az önceki o ejderha kadınlar gitmiş, yerine “Aşkım soğanlı mı yiyelim soğansız mı, sonra öpüşürsek sıkıntı olmasın” diye kikirdeyen liseli kızlar gelmişti. Ama tabii ki Kadıköy Travesti Damla, son sözü söylemeden rahat edemezdi. Lahmacununa limonu sıkarken gözlerini Zümrüt’e dikip fısıldadı: “O peruğu haftaya bana veriyorsun, yoksa o sentetik saçlarını tek tek yolarım.”

WhatsApp Grubundaki Dijital Savaşlar

Sanmayın ki kaos sadece yüz yüzeyken yaşanıyor. Asıl savaş alanı WhatsApp gruplarıdır. Grubun adı her hafta değişir: “Kadıköy’ün Gülleri”, “Yıkılamayanlar”, “Damla ve Müritleri”… Ama içerik hep aynıdır: Kaos.

Geçenlerde Kadıköy Travesti Damla, gruba yanlışlıkla (ya da bilerek, kim bilir?) bir ses kaydı attı. Kayıtta, Sedef’in yeni sevgilisi hakkında pek de hoş olmayan yorumlar yapıyordu: “Ay çocukta tip yok, Sedef de tutturmuş ‘ruhu güzel’ diye. Ruhunla mı evlenecen be kadın!”

Sedef bu mesajı gördüğünde ne yaptı dersiniz? Gruptan çıktı mı? Hayır. Engelledi mi? Asla. Sedef, bir ekran görüntüsü alıp Instagram hikayesine attı ve altına şunu yazdı: “Bazıları kıskançlıktan çatlıyor, biz aşktan patlıyoruz #KadıköyTravestiDamlaÇatla”.

İşte o an telefonlar kilitlendi. Kadıköy Travesti Damla, anında canlı yayın açtı. “Benim adımı kimse ağzına alamaz, ben gerçekleri konuşurum!” diye bağırırken arkada Zümrüt, “Kızlar sakin olun, takipçiler artıyor devam edin” diye gaz veriyordu.

Bu dijital kavga tam 4 saat sürdü. Sonuç? Sedef’in sevgilisi korkup kaçtı, Damla haklı çıktı, Zümrüt ise bu kaostan faydalanıp kendi butiğinin reklamını yaptı. Yani herkes kazandı diyebiliriz.

“O Elbise Benim Üstümde Daha İyi Durur” Sendromu

Bir başka efsanevi olay da Boğa Heykeli’nin orada yaşandı. Kadıköy Travesti Damla ve Sedef, aynı vitrine bakarken aynı elbiseyi beğendiler. Kırmızı, pullu, vücudu saran, tam bir “ben buradayım” elbisesi.

Mağazaya girdiklerinde tek beden kalmıştı: Medium. Damla “Ben M giyiyorum, sen L’sin tatlım” dedi. Sedef ise “Asıl sen geçen hafta o börekleri yerken düşünecektin, ben diyetteyim” diye cevap verdi.

Kabinlerin önünde bir itiş kakış başladı ki, mağaza müdürü polisi aramayı düşündü. Kadıköy Travesti Damla, elbiseyi kendine siper etmiş, “Bu kumaş benim tenimle bütünleşecek!” diye bağırıyordu. Sedef ise diğer ucundan çekiştirip, “Senin teninle bütünleşse ne olur, fermuar patlar!” diyordu.

Sonunda ne oldu biliyor musunuz? Elbise yırtıldı. Evet, ortadan ikiye cart diye ayrıldı. İkisi de elinde kalan parçalarla birbirine bakakaldı. Bir saniyelik sessizlikten sonra ikisi de kahkahayı bastı. “Zaten rengi de biraz çiğdi, değil mi?” dedi Damla. “Aynen aşkım, hem o dikişler çok kalitesizdi” dedi Sedef.

Mağazadan kol kola çıkıp, yandaki pastaneye gidip o “kilo aldıran” pastalardan yediler. Çünkü dostluk, aynı elbiseyi yırtıp sonra beraber kilo alabilmektir.

Gece Kulübünde DJ Kabinine Baskın

Kadıköy gecelerinin vazgeçilmezi olan o meşhur kulübü bilirsiniz. Adı lazım değil, baş harfi yine kaos. O gece DJ, Kadıköy Travesti Damla‘nın istek parçasını (muhtemelen Hande Yener – Kırmızı) üçüncü kez çalmayı reddedince işler çığırından çıktı.

Damla, kalabalığı yararak DJ kabinine doğru bir yürüyüş başlattı. Arkasında Zümrüt ve Sedef, onun fedaileri gibi ilerliyordu. DJ, yaklaşan tehlikeyi fark ettiğinde çok geçti. Damla kabinin önüne gelip, kulaklığı adamın kafasından çıkardı.

“Bana bak çocuk,” dedi, mikrofon açık olduğu için bütün kulüp duydu bunu. “Ben bu Kadıköy’ün taşını toprağını, kaldırım taşını bilirim. Sen daha portakalda vitaminken ben burada topukluyla halay çekiyordum. O Hande Yener çalacak!”

DJ, korkuyla karışık bir hayranlıkla hemen şarkıyı açtı. O an kulüp yıkıldı. Kadıköy Travesti Damla, zaferini kutlamak için sahneye fırladı ve öyle bir dans etti ki, o gece orada olanlar bunu torunlarına anlatacak. Kavga yoktu, sadece saf bir dominasyon ve eğlence vardı. Ama o DJ’in o günden sonra Damla mekana girince hazır ola geçtiği söyleniyor.

Neden Bu Kadar Seviyoruz Bu Kaosu?

Aslında bakarsanız, Kadıköy Travesti Damla ve arkadaşlarının kavgaları, gerçek birer kavga değil. Bunlar birer performans, birer deşarj olma yöntemi. Hayatın zorluklarına, ötekileştirilmeye, dışlanmaya karşı birer başkaldırı çığlığı.

Onlar birbirlerine “yılan”, “çiyan”, “cadı” diye bağırırlar ama birinin tırnağı kırılsa dünyayı yakarlar. O kaotik kavgaların altında kocaman, sarsılmaz bir sevgi ve dayanışma yatar.

Kadıköy sokaklarında Kadıköy Travesti Damla‘yı görürseniz, bilin ki orada hayat vardır, enerji vardır ve evet, biraz da tehlike vardır. Ama bu tehlike size zarar vermez, sadece sizi monoton hayatınızdan alıp, bir süreliğine gökkuşağının en çılgın renklerine boyar.

Damla’nın Sözlüğü: Kavgada Kullanılan Terimler

Eğer bir gün yolunuz bu ekiple kesişirse, jargonlarına hakim olmanız lazım. İşte Kadıköy Travesti Damla Lügatı’ndan seçmeler:

  1. Kürdan: Zayıf ama dili sivri olan arkadaş (Genelde Sedef’e denir).
  2. Peruka: Sadece saç değil, genel olarak kişinin havası, aurası. “Perukan kaymış” demek, “formdan düşmüşsün” demektir.
  3. Güllüm: Eğlence, makara, şamata. Kavgalar genelde güllüme bağlanır.
  4. Alık: Saftirik, dünyadan haberi olmayan. (Kavga anında karşı tarafı küçümsemek için kullanılır).
  5. Madilik: Huysuzluk, gıcıklık, arıza çıkarmak. Kadıköy Travesti Damla‘nın uzmanlık alanı.

Kaosun Kraliçesi ile Yaşamak

İstanbul Travesti kocaman bir sahne ve Kadıköy Travesti Damla bu sahnenin en parlak yıldızlarından biri. Onunla arkadaş olmak, bir lunapark trenine binmek gibidir. Midem bulanır, başınız döner, “ben ne yapıyorum burada” dersiniz ama indiğinizde “bir daha binelim!” diye bağırırsınız.

Bu hikayeler, o uzun, ışıltılı ve bazen de hüzünlü gecelerin sadece küçük bir özeti. Damla ve arkadaşları, kendi kurdukları bu küçük cumhuriyette, kendi kurallarıyla yaşıyorlar. Kavgaları da, sevgileri de, kahkahaları da şov dünyası kadar büyük.

Eğer bir gece Kadıköy’de yürürken, birbirine çanta fırlatan ama 5 dakika sonra sarılıp ağlayan abartılı makyajlı kadınlar görürseniz, korkmayın. Sadece gülümseyin. Çünkü şanslısınız, Kadıköy Travesti Damla ve efsanevi ekibinin canlı performansına denk geldiniz. Ve inanın bana, bu şov için bilet bulamazsınız, bu şov sadece sokaklarda, o an orada olan şanslı insanlar içindir.

Hayat, sıkıcı olmak için çok kısa. Arada bir Kadıköy Travesti Damla gibi içinizdeki kaosu serbest bırakın, belki bir peruk kavgası çıkarın, belki bir lahmacun için dünyayı yakın. Sonunda önemli olan, o masaya oturup beraber gülebilmek değil mi?

Sevgiyle, simle ve biraz da madilikle kalın