Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem ile Yılbaşı Kaosu: Simler, Payetler ve Azıcık Dedikodu

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz şekerim! Yine bir yılın sonuna geldik, kapıya dayandı o meşhur 31 Aralık gecesi. Herkes bir telaş, bir koşturmaca içinde ama Fındıkzade sokaklarında, hele hele benim, yani Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem evinde işler biraz daha… nasıl desem, tantanalı yürüyor. Bugün size o meşhur yılbaşı hazırlıklarımı, çektiğim çileleri ama en çok da nasıl eğlendiğimizi anlatacağım. Çayınızı, kahvenizi, varsa bir kadeh şarabınızı kapın, başlıyoruz!

Fındıkzade’nin Sultanı Yılbaşına Nasıl Hazırlanır?

Öncelikle şunu netleştirelim; Fındıkzade benim krallığım, pardon kraliçeliğim! Burada herkes bilir ki Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem demek, abartı demek, ışıltı demek, girdiği ortamı diskoya çeviren bir enerji demek. Yılbaşı gecesi için hazırlıklar bende öyle son güne bırakılmaz. Aylar öncesinden planlar yapılır, kostümler çizilir, hangi peruğun takılacağı konusunda meclis toplanır.

Geçen sene yaşadığım o kırmızı elbise faciasını hatırlarsınız belki? Hani şu terzinin “Abla bu kumaş seni yakar” dediği ama benim “Yanacaksam bu gece yanayım be!” diyip diktirdiğim o efsane elbise… İşte bu sene işi şansa bırakmadım. Yılbaşı hazırlıkları benim için bir ritüeldir, bir sanat formudur. Sabah erkenden kalkılır (öğlen 12:00 benim için erkendir), cilt bakımıyla güne başlanır.

Maskeler Düşsün, Bakımlar Başlasın

Yılbaşı gecesi parlamak zorundasınız kızlar, bu işin raconu bu. Öyle “Ay ben doğal makyaj seviyorum” diyenleri pistin kenarına alalım. Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem olarak benim lügatımda “doğal” kelimesi sadece maden suyu şişesinde yazar. Yüzüme sürdüğüm o yeşil kil maskesiyle evde Hulk gibi dolaşırken kapı çaldı. Gelen kim olsa beğenirsiniz? Karşı komşu Nermin Teyze! Elinde bir tabak sarma, “Kız Didem, yüzüne ne oldu, uzaylılar mı kaçırdı seni?” diye soruyor. “Yok Nermin Teyzem,” dedim, “Güzellik uykusuna yattım, bu da kamuflajım.”

Cilt bakımı demişken, salatalık dilimlerini gözüme koyup hayallere daldığım o beş dakikalık huzur anında bile telefon susmaz. “Abla akşam ne giyiyoruz?”, “Didem, saçın hangi renk olacak?”, “Kız simleri nereden aldın?” Sorular, sorular… Sanırsınız devlet meselesi çözüyoruz. Ama hakkını vereyim, bu ilgi hoşuma gitmiyor da değil.

Alışveriş Çılgınlığı: Eminönü’nden Nişantaşı’na

Bir kraliçenin gardırobu asla tam değildir, bunu bir kenara yazın. Yılbaşı için Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem farkını ortaya koymak gerekiyordu. Düştük yollara… Önce Mahmutpaşa’nın o kaotik kalabalığına daldık. İnsanlar birbirini ezerken ben en ön saflarda, o son kalan payetli kumaşı kapmak için adeta bir gladyatör gibi savaştım. Satıcı çocuk, “Abla vallahi sana çok yakışır, bu kumaş gece karanlığında bile parlar” dediğinde, “Zaten amacımız uydu görüntülerinden tespit edilmek şekerim!” cevabını yapıştırdım.

Sonra ver elini Nişantaşı. Orada havalar tabii biraz daha farklı. Vitrinlere bakıp iç çekerken, bir yandan da kafamda kombinleri oluşturuyorum. Ayakkabı seçimi hayati önem taşır. Hem topuklu olacak, hem seksi duracak, hem de bütün gece o topukların üzerinde göbek atabileceksin. Bu, bir mühendislik harikası gerektirir. Ben ki Fındıkzade kaldırımlarında 15 puntolarla koşu yarışına katılabilecek bir kadınım, yılbaşı gecesi için hata yapma lüksüm yok.

Olaylı Terzi Provası

Kumaşları aldık, sıra geldi dikime. Benim terzi Hayri Abi, artık benim kaprislerime alışmış durumda ama yine de her provada bir tansiyon ilacı alıyor garibim. “Hayri Abi,” dedim, “Bu yırtmaç az olmuş, biraz daha yukarı.” Adamcağız, “Kızım Didem, daha yukarı çıkarsak beline gelecek,” dese de dinletemedi. Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem kuralları bellidir: Yırtmaç ne kadar derin, gece o kadar serin!

Provada bir ara fermuar sıkışınca yaşadığımız o kısa süreli panik atağı anlatamam. “Kilo mu aldım acaba?” diye düşünürken, Hayri Abi’nin “Yok abla, kumaş kalın geldi ondan,” yalanına sığındım. Yılbaşı öncesi diyet mi? Güldürmeyin beni. O kadar börek, çörek varken kim marul kemirmek ister ki?

Evdeki Kaos: Süslemeler ve Hindi Meselesi

Yılbaşı ağacı kurmak, Fındıkzade Travesti için bir meditasyon şekli… dermişim! Aslında tam bir sinir harbi. O ışıklar birbirine dolanır, simler halıya dökülür, ağacın tepesindeki yıldız bir türlü düz durmaz. Geçen sene kedim Minnoş’un ağaca tırmanıp devirmesiyle geceyi acilde bitirmiştik (benim sinir krizim yüzünden, kedi sağlamdı). Bu sene ağacı tavana asmayı bile düşündüm ama yerçekimine yenik düşmek istemedim.

Ev süslemeleri tamamlanınca sıra geldi menüye. Hindi doldurmak ciddi bir iştir. Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem mutfakta da iddialıdır. İç pilavın baharatını ayarlarken kendimi MasterChef jürisi gibi hissediyorum. “Bu kuş üzümü az olmuş,” “Tarçın baskın gelmeli,” diye kendi kendime konuşurken buluyorum. Tabii bu sırada arka fonda Zeki Müren çalıyor, atmosfer tam.

Konuk Listesi ve Oturma Düzeni Krizi

Yılbaşı partimin konuk listesi, Birleşmiş Milletler toplantısı gibidir. Her telden insan var. Ama en büyük sorun, kimin kimin yanına oturacağı. “Ay ben o cadalozla yan yana gelmem,” diyen mi ararsınız, “Eski sevgilim gelecekse ben yokum,” diye trip atan mı… Hepsini idare etmek, diplomasi yeteneği gerektirir.

Bazen düşünüyorum da, Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem olmak sadece süslenip püslenmek değil, aynı zamanda bir kriz yönetim uzmanı olmak demek. Mesela geçen sene Handan ile Buse’nin aynı elbiseyi giyip gelmesi üzerine çıkan o sessiz savaşı nasıl barışla sonuçlandırdığımı tarih kitapları yazmalı. “Kızlar,” dedim, “İkiniz de o kadar güzel olmuşsunuz ki, sanki ikiz kuleler gibisiniz, yıkılıyorsunuz!” Bu iltifatla ikisinin de gazını alıp geceyi kurtarmıştım.

Makyajın Gücü Adına: Dönüşüm Başlıyor

Ve beklenen an gelir çatar. Akşamüstü olduğunda makyaj masasının başına geçerim. Bu masa benim sunağım, makyaj malzemelerim ise silahlarımdır. Fondötenle başlarız, kapatıcıyla devam ederiz. Göz makyajı, işin en can alıcı noktasıdır. Eyeliner çekerken nefesimi tutarım, dünya durur. O kuyruk eşit olacak arkadaş, başka yolu yok!

Takma kirpikler takıldığında artık Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem modu tamamen açılmış demektir. Aynaya baktığımda gördüğüm kadınla gurur duyarım. Sadece dış görünüş değil, o bakışlardaki kendine güven, o duruş… İşte bütün mesele bu. Yılbaşı gecesi, kendimizi en iyi hissettiğimiz, tüm dertleri geride bıraktığımız o büyülü andır.

Simlerin Savaşı

Yılbaşı makyajının olmazsa olmazı simdir. Ama öyle az buz değil, yüzüme boca ederim desem yeridir. Ertesi sabah uyandığımda yastığımda, kedimde, hatta komşunun kapısında bile sim bulurum. Sim, benim imzamdır. Bir yerde sim görüyorsanız, bilin ki oradan Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem geçmiştir.

Saçlar yapıldı, peruk takıldı, sprey sıkıldı. Evde ozon tabakasına verdiğim zarardan dolayı özür dilerim ama o saçın bozulmaması lazım. Kapıdan çıkarken son bir kez aynaya bakıp, “Yıkılsın İstanbul!” derim. Ve şov başlar.

Fındıkzade Sokaklarında Bir Kraliçe

Sokağa adım attığım an, bakışlar üzerime çevrilir. Kimi hayranlıkla bakar, kimi merakla, kimi de kıskançlıkla. Ama benim için fark etmez. Ben başım dik, topuklarımın sesiyle ritim tutarak yürürüm. Fındıkzade sokakları benim podyumumdur. Taksici Ahmet Abi korna çalar, bakkal Hüseyin Amca “İyi seneler Didem Kızım!” diye bağırır. Mahalleliyle bu samimiyetimiz, beni ben yapan şeylerden biridir.

Bir keresinde taksi bulamayıp dolmuşa binmek zorunda kalmıştım yılbaşı gecesi. Şoförün “Abla sen inene kadar para almayacağım, bu güzellik bedava seyahat etmeli” demesi hala aklımda. İşte bizim insanımız böyledir; yüreği geniştir, şakacıdır, samimidir.

Gece Başlıyor: Kulüp Maceraları

Parti mekanına girişimiz her zaman olaylı olur. Kapıdaki güvenlik görevlileri bile artık beni tanır, “Buyur Kraliçe, mekan senin” derler. İçeri girdiğimde o müzik, o ışıklar, insanların enerjisi… İşte o an bütün yorgunluğum gider. Dans pisti benim doğal habitatımdır.

Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem olarak pistte göbek atarken etrafımda bir çember oluşur. Herkes beni izler, alkışlar. O an kendimi dünyanın en önemli insanı gibi hissederim. Ve inanın bana, o gece herkes kraliçe olabilir. Yeter ki içindeki o ışığı serbest bıraksın.

Geri Sayım ve Dilekler

Saatler 00:00’a yaklaşırken heyecan doruğa çıkar. Geri sayım başladığında herkes birbirine sarılır. Tanıdık, tanımadık fark etmez; o an herkes dosttur, kardeştir. 10, 9, 8… İçimden dileklerimi sıralarım. Sağlık, huzur, bol kazanç ve tabii ki aşk! Ama en önemlisi, olduğumuz gibi kabul göreceğimiz, önyargısız bir dünya dilerim.

Şampanyalar patlar, konfetiler yağar. “Hoş geldin yeni yıl!” diye bağırırken, aslında yeni umutlara, yeni başlangıçlara kucak açarız. O an gözümden bir damla yaş süzülürse de makyajım akmasın diye hemen silerim. Duygusallığa yer yok, bu gece eğlence gecesi!

Yılbaşı Ertesi: Külkedisi Sendromu

Ve her güzel şeyin bir sonu vardır. Sabaha karşı eve döndüğümde, ayaklarım şişmiş, peruğum kaymış, makyajım biraz dağılmış olabilirim. Ama yüzümdeki o gülümseme asla silinmez. Topukluları fırlatıp attığım o anki rahatlama hissi paha biçilemez.

Makyajı temizlemek işkence gibi gelse de, cildime ihanet edemem. Yatağa girdiğimde ise aklımda gecenin en güzel anları döner durur. Fındıkzade Travesti Kraliçe Didem bir yılı daha devirmiştir, hem de hakkını vererek.

İşte böyle şekerim, benim yılbaşı hazırlıklarım ve o meşhur gecem böyle geçer. Biraz kaos, bol kahkaha, çokça sim ve sonsuz samimiyet. Umarım sizlerin de yeni yılı, en az benim elbisem kadar parlak, en az benim ruhum kadar renkli geçer. Unutmayın, hayat bir podyum ve siz o podyumun baş mankenisiniz. Kimsenin ışığınızı söndürmesine izin vermeyin.

Yeni yılınız kutlu olsun, Fındıkzade’den kucak dolusu sevgiler!